mufasa

31/1/2009 - 1943'den Günümüze

Bir sogan soyulurken yasariyor da gözler,

Hazine soyulurken aldirmiyor öküzler,

Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler.

Beyhude inat etme, salla hemen basini,

Gerdan kir, belini bük, al gitsin maasini.

 

Bir yolsuzluk görünce köpürme, isyan etme,

Bir hak için kendine, dik baslidir dedirtme,

Dogru yolu dostuna göster ama, sen gitme.

Ne derlerse huuu... diye salla hemen basini,

Dilini tut, uslu dur, al gitsin maasini.

 

Unutma bu ocagin adi asiyaptir,

Sen de bir dolap çevir, apartmanlar yaptir.

Hakikat nene gerek o memnu bir kitaptir.

Sana lazim olan sey, sallayarak basini,

El öpüp, etek öpüp almaktir maasini.

 

Bu güvercin eder mi atmacalarla yaris,

Ögrenmeden dünyayi gezdim de karis karis,

Vazgeç hak sevdasindan sen de kervana karis,

Ne derlerse huuu diye, salla hemen basini,

Gerdan kir, belini bük, al gitsin maasini"

 

                                           Abdullah Çaglayan

Sanirim 1943 yilindan bu yana degisen bir sey yok !
Yorum (0) :: Bağlantı

22/1/2009 - özel hareketçidan itiraflar

http://www.analiztv.com/news_detail.php?id=3233

http://www.analiztv.com/news_detail.php?id=3234

http://www.analiztv.com/news_detail.php?id=3235

http://www.analiztv.com/news_detail.php?id=3236

http://www.analiztv.com/news_detail.php?id=3237
Yorum (0) :: Bağlantı

23/12/2008 - dostluk...

öle uzun bir ömür boyu sürecekmiş  gibi sanki , işte sadece sankilerde kalan bir kelime kelime bana artık kelimeden ibaret geliyo. Anlamı olmayan basit tek yapayalnız bir kelime...

Önceden çok önceden de degil aslında şurda bir kaç gün önceden bende inanıyordum bu kelimenin büyüsüne , sihrine... Dostluk öyle bi şeydiki benim için.yalnız şehirde sığınacak limanımdı. Omuzunda ağalayacak , kahkalar atacak , hüzünlenecek... Ya annendi , babandı herşeyindi seni tamamlayan , en büyük sevinçleri hüzünleri yaşadığın... Yalnız kaldığında yalnızlığına ortak olan degil tamamıyla alıp götüren seni sen yapan kişidir ama...aması var işte tek güvence dalın tek sevdiğin kişinin senin arkandan vurması gibi kötü bi şey işte...

herşeyini kaybediryorsun dünyan yıkılıyor.Aç susuz kalıyorsun bi anda...Paramparça oluyorsun.Yalnızlığın artıyor, karamsarlaşıyorsun , koskocaman şehirde boş kaldırımlar gibi oluyorsun...Herşeyin boş bomboş olduğuna inanıyorsun.Sevdiklerin bi yana dostun bi yana ama meğer hiç sevdiğin yokmuş hiç dostun olmamiş hiç kişiler için seni kırmış üzöüi dallarını kırmış öyle kalakalmışsın...

Meğer ben hata yapmışım,meğer benim hiç dostum olmamiş, ama bu yıllarıma mal olmuş. Üzülsende boş üzülmesende...
Yorum (0) :: Bağlantı

19/12/2008 - bizden kim özür dileyecek...

BİZDEN KİM ÖZÜR DİLEYECEK SAYIN MONŞERLER?



Yıl 1918 veya 1919.

Ermenilerin gemi azıya aldığı yıllar.

Defolup gidiyorlar memleketimizden.

Ancak yakıp yıkarak, vurup kırarak.

Benim "büyük büyük ninem" yani "babamın babaannesi" o zamanlar henüz sağ.

Adı; "Sultan."

Alçaklar Bayburt ta ve çevre illerde evlere girip, her şeyi yağmalayıp, insanları kaçırıp, çoluk çocuk yaşlı genç demeden katlederken sıra bizim eve geliyor.

Zaten Ninenin Kardeşleri; "Piri ile İrfani' nin" düşmana karşı direniş örgütlenmesi içinde oluşu nedeniyle, mimli bir ev bizimki.

Her neyse, Büyük nine düşmanın geldiğini görünce eve girip devasa kalınlıktaki demirli kapıyı kapatıyor ve sırtını kapıya veriyor.

Ancak eve girerken kahpe kurşunlardan biri sağ koluna değince kolu parçalanıyor.

Demirli pencerelerden, taş duvarlardan giremeyen alçaklar, evi kurşun yağmuruna tutuyorlar.

Bir hayli zorluyorlar girmek için.

Ancak zamanları sınırlı olduğu için defolup gidiyorlar sonra.

Evi arayamadıklarından evde bulunan bir miktar mühimmat ve atlar da ermeni yağmasından kurtuluyor.

Ama ne yazık ki Sultan Nine' nin sağ kolu kurtulmuyor.

"Piri ve İrfani" dedelerde.

Günler sonra askeri tabip geldiğinde mecburen kesiyorlar Nine' nin kolunu.

O günden sonra da adı, "Gobuk Sultan" oluyor.

Gobuk; Yöresel bir deyiş.

Anlamı; "Çolak, Kolsuz " demek.

Giden bir kol oluyor.

Kalansa; "Bir Gazi ismi ve asırlık kapıda parlayan kurşun izleri."

Nereden geldik bu konuya diyeceksiniz.

Şimdi şu "Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatan akademisyenlere" benim de bir çift lafım olacak ta oradan geldik değerli okurlar.

Sayın çokbilmiş Monşerler! Vicdan numaratörleri! Pabuçlarımın akademisyenleri!

Bizden de özür dileyecek misiniz? İnanın merak ediyorum.

Zira anlayacağınız üzere, benim de bir hayli zulüm görmüş atalarım var.

Ermenilerce katledilmiş büyük dedelerim, kaçırılıp haber alınamamış akrabalarım, yağmalanmış dede mallarım var.

Bunlar için ben de bir özür beklemekle acaba çok mu aptallık etmekteyim Sayın Çokbilmişler.

Şimdi diyeceksiniz ki; "Zulüm gören sadece sen misin?"

Belki de haklısınız. O halde, ben şimdi beni geçiyorum. Bencillik etmiyorum.

Zira bu noktada takılacak olursam, liste inanamayacağınız kadar uzayıp gidecek.

Geçenlerde teşkilat yöneticisi bir arkadaşım; "ASALA' nın katlettiği diplomatlardan biri benim amcamdı" deyiverdi. Şaştım kaldım.

Belgrat' ta görev yaparken genç yaşta katledilmiş.

Ocaklarına dayanılmaz bir ateş düşmüş.

Ondan özür dileyecek misiniz? Bari onu söyleyin.

Hadi ondan da dilemediniz Sayın Aklıevveller!

Eski bir yönetici ağabeyimizin de büyük dedesi, Ermenilerce yakılmış anlattığına göre.

Üstelik diğer kardeşleriyle birlikte.

Onların torunlarından özür dileyin hiç olmazsa, "Sayın Üniversite Hocası Akıl Fikir Sahipleri."

Bayburt' ta, Kars' ta, Ağrı' da, Erzurum' da, Gümüşhane' de hangi kapıyı çalsanız, bir acılı hikâye dinlemeden gitmeniz mümkün değil.

O kapılardan birini çalın hiç olmazsa.

Çalın hadi. İstediğiniz kapıyı seçin.

Mesela; Şingah' ta, Tomlacık' ta, Taşındibi' nde, Veysel' de, Gençosman' da, Velişaban' da� İstediğinizi her hangi bir yerde.

İstediğiniz hanede, istemediğiniz kadar çok ve çeşitli; Zulüm ve katliam hikâyeleri dinleyeceksiniz.

Unutulanları boş verin gitsin. Sadece hatırlananları kale alalım isterseniz.

Ne dersiniz? Var mısınız? Yapalım mı?

İstanbul beyefendileri! Sosyetik sosyalistler!

Kod adı; Mağdurlar! Krem Şanti ezilenleri!

Şimdi tarih hakkında konuşuyorsunuz.

O tarihin sizi, hangi çöplüğe atacağını ise, asla düşünmüyorsunuz.

Kim bilir, belki de manevi atalarınızın(?) kazdığı kanlı kuyulara atacak sizi o Tarih.

O kuyuların hangileri olduklarını yukarıda yazdım.

O kuyuları Ermeniler, kendi kanlı süngüleriyle kazdılar.

İçine masum insanların yanmış etlerini, çocukların parçalanmış cesetlerini, ihtiyarların aksakallarını, Piri' yi, İrfani' yi ve Ninemin de bir kolunu attılar.

İster misiniz sizi de atalım o kuyulara?

İnanmıyor musunuz bu anlattıklarıma?

Hâlbuki İnsanlar hatırlıyor bunları.

Tarih hatırlıyor, izler yaşatıyor.

Dağlarda, taşlarda, uçan kuşta, inen akşamlarda harf harf, hece hece, cümle cümle yazıyor geçmiş.

Belgeler ve arşivler de, akıllarda ve zihinlerde yazıyor.

Hatta sizin aklanmak bilmeyen kirli alınlarınızdan bile bu kanlı geçmiş akıyor.

İsterseniz gelin tekrar okuyalım.

Veya siz aynaya, kendi yüzünüze bakın.

Tabi hala bakacak bir yüzünüz kaldıysa.
Yorum (0) :: Bağlantı

19/12/2008 - Hepaynı yavşaklarız.com

1915 olayları için Ermenilerden özür dilemek isteyen bazı aydınların internet sitesinden imza toplamasına en ilginç tepki Vatan Gazetesi yazarı Yiğit Bulut'tan geldi.

Bulut bugünkü yazısının başlığını "HEPAYNIYAVŞAKLARIZ.COM" olarak atarken kampanyaya destek verip de imzasını geri çekeceklere 100 bin dolar ödeyeceğini taahüt etti.

İşte Yiğit Bulut'un olay çıkaracak köşe yazısı:

Hepaynı yavşaklarız. com

Bugün benden "tezi-antitezi" olan ağır bir yazı beklemeyin. Bugün "hafif" olma hakkımı kullanmak ve "hafifliklere" aynı güzellik içinde cevap vermek istiyorum. Peki bu yazdıklarım ile başlıkta bahsettiğim internet sitesinin adresi arasında ne gibi bir bağlantı var? Arz edeyim. Bildiğiniz gibi 12 Eylül döneminde "havadan kaptıkları" elektrik sayesinde "Devlet ne yaptıysa herşey kötüdür" moduna girmiş bir grup "arkadaşımıza", son dönemde "Soros abilerinin" yetiştirdiği yeni bir gurup ve onlara da başka ülkelerde "semirtilip" buraya gönderilmiş "aydınlar" eklendi.

Dediğim gibi 12 Eylül sürecinde "edindikleri" bol elektrik sonrası "ampul " gibi ışımaya başladıkları için bu arkadaşlar "aydın" olarak toplumda yerlerini aldılar. Yukarıda verdiğim internet sitesi bu arkadaşlarımızın, "özürdiliyoruz.com" gibi açtıkları sitelerin hepsinin bir adreste toplanması için tarafımdan yaratılmış bir adres. Peki neden bu adres?

Anlatacağım... Ama ilk etapta "yavşak" kelimesinin anlamına açıklık getirmem lazım. Bu anlam dikkate alınmazsa "yanlış anlaşılabilirim" hatta hakaret ettiğim düşünülebilir. Yavşak kelimesinin sözlüklerde iki anlamı var 1. Bit yavrusu-sirke-buluğa ermemiş bit, 2. Düşünce dünyası "tutucu" olmaktan kurtulmuş-gevşemiş... Gördüğünüz gibi "kötü" bir anlam yok. Ben de "yavşak" kelimesini "düşünce dünyası gevşemiş-tutucu olmaktan uzak-her şeyi düşünebilir" anlamında kullandım...

Sevgili dostlar, Ermeniler'den özür dileme girişimine baktığımda geçmişte "Kıbrıs gitsin ne olur? Türkiye Avrupa'nın her istediği yapmalı? Türkiye'de 60 azınlık var"... gibi "fikirleri" savunan arkadaşlar tarafından ortaya konduğunu farkettim... Aynı zamanda bu arkadaşların ortak başka özellikleri de var hepsinin isimlerinde "S-O-R-O-S" harfleri geçiyor. Kimilerinin daha da küçük ortak paydaları var Amerikan helikopterleri Bekaa vadisini basıyor, bunlardan biri oradan çıkıyor, kimi Amerika'dan apar topar Türkiye'ye gazete çıkarmaya geliyor, bazıları da Türk pasaportlarının "renklerini" kıyafetleri ile uyduramadıkları için "haklı olarak" değişik renklerde Avrupa ülkesi pasaportu kullanıyorlar...

Sevgili dostlarım, benim girişimi tamamen masumane. Her olayda bu arkadaşlar karşımıza çıktığı için "bütün faaliyetlerini" bir sitede toplamaları çok mantıklı. Aslında sadece "hepaynıyavşaklarız.com" tek alternatif değil. Şunlar da olabilir "sorostanindirdikmoney.com, Turkolannevarsakötüdür.net, önceindiragangisonraeylem.org" gibi "genel toparlayıcı" isimler de olabilir...

Uzun lafın kısası bu arkadaşlar, çok çalışıp, çok yoruluyorlar ve "düşünce dünyaları" bizlere göre daha geniş olduğu için "bizden çok daha ileri detaylara" imza atıyorlar. Bu insanların birarada bulunmaları ve Türk halkının bu güzide şahıslara bir internet adresinden ulaşması daha doğru...

Not 1: "Bu sitedeki imzamı geri çekip sizin istediğiniz her yerde çıkıp yanlış yaptım diyeceğim" diyen bütün "ana sayfadaki" kurucu arkadaşlara bir teklifim var imzasını geri çeken ve çıkıp özür dileyen her birine yüzbin dolar vereceğim...Ve sonrasında benim de bir projem var, onda da çalışmak isterlerse kapım sonuna kadar açık...

Not 2: Bu girişimi aslında hiç ciddiye almıyorum. Bu isimlerin "Türkler'i temsil etme" yetkisi ve etkisi "sıfır"...Yaptıkları şuna benziyor benim bir site açıp Fransızlar adına "özür dilememe" ! "Ben ne kadar Fransa'yı temsil ediyorsam, onlar da o kadar Türkiye'yi temsil ediyorlar".
Yorum (0) :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Takvimler eski bir kış akşamına asılı... Gidelim buralardan ey kalbim!... Nedir bu savruluş,bu talan,bu yalan... Bu düş katili şehirler nedir?.. Gidelim buralardan ey kalbim!...